web.general.topdataline

Genvera Elektrik

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Rehberi

SKDM nedir, hangi sektörleri kapsar ve Türkiye'yi nasıl etkiler? İhracatçı firmalar için SKDM uygulama takvimi, yükümlülükler ve uyum sürecini Genvera ile keşfedin.

Blog detay görseli

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Nedir?

SKDM ya da uluslararası adıyla Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), Avrupa Birliği'nin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik iklim politikalarının önemli araçlarından biridir. Geçiş döneminin ardından mekanizma, 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülükleriyle uygulanmaya başlanmıştır. Temel amaç, karbon maliyetleri nedeniyle ortaya çıkan rekabet farklılıklarını azaltmaktır.

Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren üreticiler, 2005 yılından bu yana Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamında karbon emisyonları için bedel öderken, aynı ürün karbon fiyatlandırmasının bulunmadığı ülkelerde üretilip AB pazarına sunulduğunda bu maliyete katlanmayabiliyor. Bu durum ise karbon kaçağı (carbon leakage) olarak tanımlanan riski beraberinde getiriyor.

SKDM, ithal edilen ürünlerin üretim sürecinde oluşan karbon emisyonlarını dikkate alarak bu maliyetin ithalat aşamasında karşılanmasını öngörüyor. Böylece hem karbon kaçağının azaltılması hem de rekabet koşullarının dengelenmesi amaçlanıyor.

SKDM Hangi Sektörleri Kapsıyor?

Mekanizma ilk aşamada çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsıyor. Bu sektörlerin ortak özelliği, üretim süreçlerinde yüksek sera gazı emisyonu oluşturması ve karbon kaçağı riskinin en yüksek olduğu alanlar arasında yer almasıdır.

Ödenecek SKDM sertifika bedeli, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde oluşan karbon fiyatına göre hesaplanıyor. İhracatçı ülkede uygulanan bir karbon fiyatlandırma mekanizması (ETS veya karbon vergisi gibi) bulunuyorsa ve AB tarafından kabul edilen şartları sağlıyorsa, yurt içinde ödenen karbon maliyeti SKDM yükümlülüğünden düşülebiliyor.

Avrupa Komisyonu, ilerleyen yıllarda kapsamın genişletilmesini planlıyor. Mevcut takvime göre 2028 itibarıyla çelik ve alüminyumdan üretilen bazı aşağı akış (downstream) ürünlerin de sisteme dahil edilmesi öngörülüyor.

SKDM Uygulama Takvimi

SKDM'nin geçiş dönemi 1 Ekim 2023 tarihinde başladı. Bu dönemde ithalatçılar yalnızca ürünlerin gömülü karbon emisyonlarını raporladı; herhangi bir mali yükümlülük uygulanmadı. Süreç, firmaların emisyon hesaplama ve raporlama altyapılarını hazırlamaları için bir geçiş dönemi olarak tasarlandı.

1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülükler başladı ve doğrulanmış emisyon verisi esas alınmaya başlandı. 2026 yılına ilişkin ilk SKDM beyanlarının ve sertifika teslimlerinin ise 2027 yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

SKDM Türkiye'yi Nasıl Etkiliyor?

Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olmayı sürdürüyor. Türkiye'nin AB'ye ihracatında önemli paya sahip olan demir-çelik, çimento ve alüminyum sektörleri ise doğrudan SKDM kapsamına giriyor. Bu nedenle Türkiye, mekanizmadan en fazla etkilenecek ülkeler arasında gösteriliyor.

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) ortak çalışmalarına göre, ulusal karbon fiyatlandırmasının bulunmaması halinde SKDM kaynaklı maliyetlerin önemli seviyelere ulaşabileceği öngörülüyor.

Buna karşılık, ulusal bir karbon fiyatlandırma sisteminin devreye alınması hem ihracatçıların mali yükünü azaltıyor hem de AB'ye ödenecek SKDM maliyetinin bir bölümünün yurt içinde kalmasını sağlayabiliyor. Bu doğrultuda Türkiye, ulusal Emisyon Ticaret Sistemi'nin (TR ETS) pilot uygulamasını başlattı. Tam ölçekli uygulamanın ise önümüzdeki yıllarda devreye alınması planlanıyor.

Firmalar Ne Yapmalı?

SKDM'ye uyum sürecinde ilk adım, ürünlerin GTİP bazında mekanizma kapsamında yer alıp almadığının belirlenmesidir. İkinci adım ise tesis bazında emisyon izleme, raporlama ve doğrulama (MRV) altyapısının oluşturulmasıdır. Çünkü SKDM'de esas alınacak veriler doğrulanmış emisyon değerleridir.

Bunun yanında, Türkiye'deki Emisyon Ticaret Sistemi'ne uyum çalışmalarını yakından takip etmek de önem taşıyor. Karbon maliyetinin doğru yönetilmesi, önümüzdeki dönemde ihracat yapan şirketler açısından yalnızca bir uyum yükümlülüğü değil, aynı zamanda rekabet avantajı sağlayan bir unsur haline gelecek.

SKDM artık yalnızca çevre politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmiyor. Avrupa Birliği ile ticaret yapan şirketler açısından maliyet yönetimini, fiyatlamayı ve ihracat stratejilerini doğrudan etkileyen yeni bir ticaret düzeni olarak kabul ediliyor.

Genvera; karbon yönetimi, emisyon takibi ve sürdürülebilirlik süreçlerine yönelik çözümleriyle şirketlerin SKDM’ye uyum yolculuğunu sistematik, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmelerine destek oluyor. SKDM süreçlerinizi daha etkin yönetmek ve şirketiniz için doğru uyum stratejisini oluşturmak için Genvera uzmanlarıyla iletişime geçebilirsiniz.

BİZİ TAKİP ET

Bizi Sosyal Medya'da Takip Et